13 Ağustos 2010 Cuma

bir aydınlanma geldi mi?

bizi, sizi tüm korkularımızdan kurtarıcam ben şimdi dün gece rus kızlarını düşünürken bir aydınlanma geldi bana.
sarışın taş gibi memeler, kalçalar falan diyoruz ya bayılıyoruz bizde de olsa falan, yok olmasın diye dua edin bence bundan sonra.şöyle ki;erkekler kendi
aralarında boğazına kadar şişirilmiş kaslı erkeklere ulaşmak için bilmem saçma sapan ilaçlar içiyolar, spor salonlarına gidip bilmem kaç kilonun altına
giriyolar hep onlar gibi olabilmek için ama biz kadınlar adeta tiksiniyoruz öyle erkeklerden haksız mıyım?
eee yani düşün ki ben rus kızlarına hastayım onlar gibi olmak için adeta çılgın atıyorum di mi? işde erkeklerde onlardan tiksiniyolarmış öyle düşün.
sana da geldi mi şimdi o aydınlanmadan?

6 Temmuz 2010 Salı

sabununa mı susadın

mutlu beraberlik yaşayan kadınlara infaz planı yapıyorum, bir kazana mağaza görüntüsü verip akabinde kampanya var deyip hepsini içeri soktukan sonra kapıyı sonsuza dek üstlerine kapıyıp, sabun yapasım var onları.



4 Temmuz 2010 Pazar


aşk acısının tarifi en zor acılardan biri olduğunu anladım.hayal etmesi o kadar zor ve başkaları tarafından tesellisi o kadar kolay ki mümkün olduğunca sizi geçiştirebilecek insanlara anlatmaktan kaçının üstelik bir de abarttığınızı, zamanın çözebileceğini söyleyenleri de ikna etmeye uğraşacaksınızdır, oldukça can sıkıcı.


1 Temmuz 2010 Perşembe


hangi gün hangi zamandayız inan artık umrumda değil.zamanı gelmeyecek olanı bekliyorum
arada bebeğimize sarılıyorum fotoğraflarına bakıyorum uykum gelse bile beklediğim anı kaçırmaya korkmaktan olsa gerek hiç uyumuyorum
şarkılar dinliyorum ikimizin sevdiklerini, senin sevdiğini giyip saçımı da öyle yapıyorum hatta artık daha derli topluyum
bazen deli gibi gitmek istiyorum; bir tren yolculuğu olsa diyorum tek bir bilet ve tek bir raydan ibaret...

17 Mart 2010 Çarşamba

Koşulsuz Koşul

Biz kız milleti bir gerçeği kabul etmeliyiz artık diyorum.O bal dudaklı sevgililerimizi canlı canlı mezara gömmeye son veriyoruz şu dakkada.

Hele ki tartışma anlarında mütemadiyen dilimizden eksik etmediğimiz koşulsuz sevgimiz(!), saçımızı süpürge edişimiz(!) külliyen yalan,yok öyle bişi'.

Başlıca koşullarımız; sevme koşulu, sevişme koşulu, sevdiğini inandır koşulu, güvenme koşulu olmakla birlikte bu liste uzar gider demem o ki gerçekten seviyolar, gerçekten üzülüyolar hatta iddia ediyorum ağlıyorlar.Ego tatmin aracı yapmayalım sevdiceklerimizi, yazık.

He gene hepsi için demiyorum ama sizde it-kopuk sevmeyin, sevgili hemcinslerim.

Kabul edelim koşulun allahı bizde.


2 Ağustos 2009 Pazar

.train is good.


Tren raylarının kenarında serin mavi gökyüzünü izliyoruz yemyeşil uçuşan çimlere teslim etmişiz kendimizi, sımsıcacık mis kokan
ellerini parmaklarıma dolamışsın.

Aniden doğruluyor ve yüzümü narin bir porselen gibi avuçlarının arasına alıyorsun, anlamlıca bakıp gülümsüyorsun bana.

Vakit aleyhimize işleyen bir azrailmiş gibi ve onu bizden uzak tutmak istercesine ardı sıra kesilmeden dudaklarında anlam bulan
ahenkli kelimeler sıralıyorsun, önce yüzüme çarpıyor nefesinle kulaklarımda melodi olup kalbime dokunuyor ve zihnime işleniyor
hep orda kalmalıymışcasına...

Hayallerdir insanı hayata bağlayan bütün damarlarınla sarılabilmek yalnızlığa, en çokta sevdiğini onun yokluğuna ne kadar dayanabildiğinde
anlıyor Sevdiceğin.

Ve siren sesiyle irkiliyorum o anda, ne çimler hala yemyeşil gökyüzü kasvetle ürpertiyor beni, trene bakıyorum da son yolcuda inip uzaklaşıyor...

el-ve-da.